Aralık 08, 2010















Beyoğlu sokaklarında zihnimde ,ödev konusu olan gözümüzden İstanbul, için dolaşırken, en çok da overlap edilmiş, birbirine yedirilmiş, katmanlardan oluşan düşey elemanlar, duvar dışında her bir şeyde varlar, dikkatimi çektiğinin ve üzerine gitmem gerektiğinin farkına vardım. Sonra aklıma Burhan Doğançay geldi. Sonra Contemporary İstanbul'da bir merhaba demenin çekimserliğinden duyulan üzüntü. Hep böyleyimdir ben zaten, çekinirim; başkasına rahatsızlık veririm düşüncesiyle, halbuki biri bana aynı şekilde yaklaştığında; ben rahatsızlık değil, mutluluk duyuyorum, sanki Doğançay'da beni umursayacaktı. Ama bazı zamanlar biri için önemli iken; diğeri bunun öneminin, başkası için önemli olduğunu bilmez ki.
Haydarpaşa'nın halini de gördüm bugün. Ne olacaksa olsun da herkes tüm o spekülasyonlardan kurtulsun artık. Ama ben Haydarpaşa'yı gar işlevi dışında bir şekilde düşünemiyorum ki Gar işlevi dışında bir şey demek, oranın ölmesi demek, Kadıköy'deki hareketin ve o tüm anlamların, doğudan gelişin, asıl olarak varlığının, anlamının yitirilişi demek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder