
benden şeyler. öyle şeyler. gereksiz şeyler. unutmak istemediğim ama gereksiz şeyler. can sıkıntısı şeyleri
Aralık 25, 2010
uzun bir aradan sonra. bozulmuş bilgisayara sağ salim kavuşma mutluluğu. Bu aralıkta her şeyi elde üretme süreci, bunun mutluluğu; ama bol bol can sıkıntısı, elde yaparken ctrl z yapamama, bir şeylere bakamama. Hele 60'larda-70'lerde üretilmiş işlerin nasıl bilgisayarcasına üretilmiş olduklarına tekrar hayret etme.
Yılın son günlerinde bir sıkıntı kaplar oldu içimi. Yaşama tutunacak daha çok şeyler bulmak lazım. Tembellik ve tembel olmama sebep olan fikirler, bana kötü geliyor.
Aralık 08, 2010
Klein Bottle
Sonsuz şişe. Mimarların Mobius bandı gibi, metafor olarak kullandığı sonsuzluk örneği durumu.
Mobius bandı iki boyutlu ve sınırlı olmasına rağmen; klein bottle'ın sınırları yoktur. Şişeye ortasındaki delikten su girdiğini düşünürsek, su hiç bir zaman çıkamaz, sürekli dolanımda kalır.
Un studio Mobius bandı ve Klein şişesi gibi modellerin mantığını dinamik mekan tasarımı için kullanır, Penn Station yarışmasındaki kullandığı haliyle:
'' The Klein Bottle is deeply ambiguous as it is comprehensive; it stays continuous throughout the spatial transformation that it makes to go from being a surface to a hole and back again. As the ultimate outcome of shared, motion- besed relations, the klein bottle is an infrastructural element in two respects: pragmatically and diagramatically. As a concept the Klein Bottle becomes an actorin the interactive process as it begins to evoke new, more specific meanings at for instance, structural and spatial levels''
Beyoğlu sokaklarında zihnimde ,ödev konusu olan gözümüzden İstanbul, için dolaşırken, en çok da overlap edilmiş, birbirine yedirilmiş, katmanlardan oluşan düşey elemanlar, duvar dışında her bir şeyde varlar, dikkatimi çektiğinin ve üzerine gitmem gerektiğinin farkına vardım. Sonra aklıma Burhan Doğançay geldi. Sonra Contemporary İstanbul'da bir merhaba demenin çekimserliğinden duyulan üzüntü. Hep böyleyimdir ben zaten, çekinirim; başkasına rahatsızlık veririm düşüncesiyle, halbuki biri bana aynı şekilde yaklaştığında; ben rahatsızlık değil, mutluluk duyuyorum, sanki Doğançay'da beni umursayacaktı. Ama bazı zamanlar biri için önemli iken; diğeri bunun öneminin, başkası için önemli olduğunu bilmez ki.
Haydarpaşa'nın halini de gördüm bugün. Ne olacaksa olsun da herkes tüm o spekülasyonlardan kurtulsun artık. Ama ben Haydarpaşa'yı gar işlevi dışında bir şekilde düşünemiyorum ki Gar işlevi dışında bir şey demek, oranın ölmesi demek, Kadıköy'deki hareketin ve o tüm anlamların, doğudan gelişin, asıl olarak varlığının, anlamının yitirilişi demek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)