
benden şeyler. öyle şeyler. gereksiz şeyler. unutmak istemediğim ama gereksiz şeyler. can sıkıntısı şeyleri
Ağustos 28, 2010
Ağustos 25, 2010


3D maxde birşeyler. Yaşanamayacakmış gibi izlenim veren mekanlar. Düşünürsün, buraya da insanlar otursun dersin, ama oturmazlar, doğru çalışmaz. Hep pürüzsüz görüntüler elde etmeye çalışıyoruz, hayatla pek de bağdaşmayan. Malesef bazı şeyleri öğrenebilmek için önce pürüzsüz görüntüler elde edebilmeyi bilmek gerekiyor.
Ağustos 18, 2010

Massive Attack konserinde, hemen öncesinde konser veren Martina Topley Bird, sanırım benimle beraber birçok insanı da büyüledi. Ağzıyla çıkardığı bir ritmi kayıt ediyor, sonra belki üstüne bir tane daha, bununla sound back oluşturarak piyanoyla ve o muhteşem sesiyle ilginç bir müzik yaparak beni etkilemiş, son zamanlarda en çok dinlediğim müzik haline gelmiştir.
Ağustos 15, 2010
Ağustos 13, 2010
benim için kekin yenebilir olması bile güzel bir şey. Fırına özenle hazırlanmış tepsiyi yerleştirmek, sonra da heyecanla, olup olmadığını kontrol etmek için mutfağa gidip gelmek, sanki; fotoğrafları tab edilmesi için beklemek gibi.
Ağustos 12, 2010
Ağustos 09, 2010
http://www.arounder.com/
dünyanın bir çok yerinden panoramik görüntüler, evinizden çıkmadan dünya hakkında fikir sahip olmanın iyi bir yolu:) haydi iyi yolculuklar.
Sanat yapıtı denince zihnimiz; izlenebilir olmasına, en fazla interaktif biçimde bizi de içine dahil eden kabul ederek ki alışkanlığımıza karşı gelerek, bize seyirlik olanla olmayan arasında bir ayrım yaptırmaktadır. Sergilenenler, ne mağazada dokunulabilen, meta haline dönüşmüş olma (sergilenenler burada işlevini yitirir) ne de plastik sanatlara ait olma durumunu yakalamaktadırlar, giyilecek olanla, seyirlik olan yer değiştirmektedir. Bütün bunlar bile, bu sergiyi ilginç kılmaya yetmektedirler.
Le Corbusier, Binaların uçak gibi olması gerektiğini söylerken, Hüseyin Çağlayan da sanki geleceği gören tasarımlara, şu anın geçiciliğine, uçak gibiye öykünüyor. Kıyafetlerin tasarımına ait videolar ya da ilişkisiz gibi görünen başka şeyler anlatan görüntüler, Podyumdaki performansların, müzede enstalasyona dönüşmesi, kıyafetlerin tarihle, antropolojiyle disiplinlerarası kurduğu ilişki, moda tasarımına başka bir boyut katıp, sürekli bir şeyleri kategorileştirmeye çalışan beynimizi bir kez daha karıştırıp, Hüseyin Çağlayan'ın sanatçı mı tasarımcı mı, neyin sanat neyin tasarım olduğu sorusunu sordurtuyor. İstanbul Modern'de Ekim ayına kadar devam edecek sergiyi ya müzede kıyafetleri anlamsız bularak ya da kıyafetlerin müzede olmasının verdiği mesajları anlayarak gezmeniz mümkündür.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


